yalanlar nereye kadar yalan?
kitabın yirmisekizinci sayfasında kahramanımızın babasına söylediği "tüm gün fatoşlardaydık" yalanı, otuzdördüncü sayfada fatoşun o gün şehirdışında olduğunun öğrenilmesiyle, ortaya çıkar.
öyle ya da böyle, bir şekilde tasvir edilmiş herşey biryerlerde karşımıza çıkar, söylediğimiz yalanlar boynumuza dolanır.filmlerde kitaplarda bu hep böyledir. peki ya gerçekte? asıl olan hayatta da bu hep böyle midir?
kendimden sakladığım bir gerçeği ortaya çıkarabilirler mi? çok becerikli bir yalancıysam, sakladıklarım hiç anlaşılmadan bir ömür geçirebilir miyim? yoksa bir gün mutlaka anlaşılır mı?

"tohumdum, fidan oldum, yeşerdim, büyüdüm, meyve verdim nihayet" bunlar erik ağacının kurabileceği cümleler midir? anlatabilir mi böyle gördüğü iyi kötü günlerini?